Kapadokya, sıra dışı kaya oluşumlarıyla, büyüleyici doğası, tarihi ve kültürel öğeleriyle dünyada eşsiz bir bölgedir. Bu bölgenin sıra dışı oluşumu tarih boyunca pek çok kavim ve uygarlık için sığınak olmuştur.

İlk hıristiyanların baskı altındayken kayalara oydukları kiliseler ve okullarla gizlenerek hıristiyanlığı yaymalarına olanak sağlamıştır.

Bölgenin oluşumu tarih öncesi devirlere dayanır. Üçüncü jeolojik devirde Erciyes, Hasan dağı ve ikisinin arasında kalan Göllü dağın püskürttüğü lavların külleri platoda yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Bu tabakanın üzeri sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakası ile örtüldü.

Üst tabakada oluşan çatlaklardan yağmur suları sızarak yumuşak tüfü aşındırmaya başladı,Isı değişiklikleri ve rüzgarlar aşınmayı hızlandırdı. Bu şekilde sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu ilginç şekilli kayalara halk arasında peri bacası dendi. Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakaları erozyonla vadilere dönüştü.

Kapadokya’nın insan yerleşimi paleolitik döneme kadar uzanır. İlk yazılı tarihi Hititlerle başlar.Hitit krallığının çöküşüyle bölge Asur ve Frig egemenliğine girer. M.Ö. VI yy da Persler bölgeye hakim olur.Persler bölgeye güzel atlar ülkesi anlamına gelen Katpatuka demişlerdir.

M.Ö 332 yılında büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır fakat Kapadokyada büyük bir dirençle karşılaşır.Bu dönemde Kapadokya krallığı kurulur ve bir Pers aristokratı olan Ariarathes hükümdar olur. Başarılı bir hükümdar olan Ariarathes kapadokya krallığının sınırlarını Karadenize kadar genişletir. Daha sonraları Romanın gücüne boyun eğen krallık M.S. 17.yy dan sonra Romanın bir eyaleti olur.

MS III. yy'da Kapadokya'ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.

IV. yy, daha sonra "Kapadokya'nın Babaları" olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer.

Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terkettiler.

Göreme Kapadokyanın kalbidir ve MS 300-1200 yılları arasında manastır merkezi haline gelmiştir ve ilk Hristiyan yerleşimi Roma dönemine uzanır. Yusuf Koç, Ortahane, Durmus Kadir and Bezirhane gibi kayalara oyulmuş kiliseleri, Uzundere Zemi vadisi İçeridere ve Bağlıdere o günün mistik tarihini bize yansıtır.

Göreme açık hava müzesi Kapadokyada en çok ziyaret edilen manastır topluluğu ve Türkiyedeki en meşhur ören yerlerinden biridir.İçinde 9. ve 10. yy’lara tarihlenen enfes fresklerin bulunduğu otuzdan fazla şapel ve kilise bulunmaktadır.

© NatureParkHotel.com Designed by WebTeknolojileri.org